Çerkes Ethem hain miydi kahraman mı ?

İçindekiler

Çerkezlere ve kurtuluş savaşı dönemine bakış
Ethem’i Tanımak
+Evin küçük oğlu Ethem
+Ethem Asker oluyor
Zaferlerle Ethem Beyi tanımak
+Anzavur Ahmet isyani
+Düzce isyani
Tartışmalarla Çerkes Ethem i tanımak
+İttihatçı Ethem
+Otoriteye Bağlı Hizmetkar Ethem Bey
İhanetin Senaryosu
Son Söz


Çerkezlere ve Kurtuluş Savaşı Dönemine Bakış

Çarlık Rusya 1868 reformuna ayak uyduramayan Çerkez Beylerini zorla dize getirmeye çalışır. Bunlar savaş sebebidir. Rusya-Kafkasya savaşlarına bir yenisi daha eklenir. Savaş Kafkasya’nın yenilgisiyle sonuçlanırken göç başlar. Göçlerin Anadolu, Balkanlar, Suriye taraflarına yapıldığı bilinmektedir.
Anadolu’ya yıllarca göçler Kafkasya’dan olmuştur, bu son büyük göç olarak bilinmekte,  bazı kaynaklara göre 500.000 bazı kaynaklara göre ise 2.000.000 Topluluk Anadolu’ya bu yıllarda göç ettiğini yazmaktadır.
Osmanlı birçok milleti yapısında barındırıyordu. 19.y.y.’da emperyalistlerin, toprakları üzerindeki ağırlığına teslim olmaya başladığı dönemlerde vatanseverleri tarafından sahiplendi.
Bu sıkıntılı Kurtuluş Savaşı dönemin de Çerkezlerin duruşlarını ikiye ayırabiliriz:
Kurtuluş Savaşını destekleyen ya da görev alanlar; Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Yusuf İzzetpaşa, Albay Bekir Sami, Çerkez Ethem ve kardeşleri…
Hilafet kurumuna bağlılık ve Saraya yakınlıkları ile bilinenlerin İstanbul Hükümetini desteklemesi dolayısıyla Emperyalistlerin yanında yer almaları.

Ethem’i Tanımak

Evin En Küçük Oğlu Ethem

Bandırmanın bir köyü olan Emreköy’e yerleşmiş olan Şapsığ Çerkes boyundan Ali Bey’in oğlu olarak 1885 yılında doğdu. Ali Bey’in beş oğlunun en küçüğü idi. Ağabeylerinden İlyas ve Nuri Beyler, Rum eşkıyalarıyla çarpışırken şehit olmuşlar. Reşit ve Tevfik Beyler de 1901 ve 1902 yıllarında Harbiye`yi bitirerek subay çıkmışlardı. Reşit Bey çeşitli cephelerde çarpıştı. 1919`da Meclisi Mebusan`a Saruhan (şimdiki adıyla Manisa) Milletvekili olarak katıldı. Oradan Birinci TBMM`ye geçti.
Çerkes Ethem ağabeyleri gibi subay olmak istiyordu. Ali Bey, evin en küçük oğlu olan Çerkes Ethem’i n bu isteğine rızası yoktu.

Ethem Asker Oluyor

Ethem 19 yaşına geldiğinde Ali Bey düşüncelerine binaen yanında kalmasını istediği Ethem’i askere göndermek istemeyecekti.Bu düşünceleri fark eden Ethem ise evden kaçarak İstanbul’da asker hayatına başlar.
Bakırköy Süvari Küçük Zabit Mektebi`ne girdi. Başçavuş olarak terhis oldu ve Balkan Savaşı`nda Bulgar cephesinde çürük sulu Mahmut Paşa ismindeki Osmanlı Subayı`nın yönettiği kolorduda subay vekili  olarak atandığı bu cephede yaralandı. Kıdem zammı ve madalya aldı.
Büyük ağabeyi Reşit Bey aracılığıyla I. Dünya Savaşı`nda Eşref Kuşçubaşının yönettiği Teşkilat-ı Mahsusa ile ilişki kurar. Teşkilat-ı Mahsusa ile ilişkili olduğu dönemde Ruslara, İngilizlere çeşitli yörelerde faaliyetler yürüttüğü bilinir. Ancak fazlaca bir detay yoktur.
Teşkilat-ı Mahsusa ile birlikte İran, Afganistan ve Irak`a yapılan akınlara katıldı. Yaralanarak savaş sonunda köyüne baba evine döndü.

Zaferlerle Ethem Bey’i Tanımak

Döneminin şartlarında vatanı kurtarmak , vatanseverlere kalmıştır.Kuvayy-ı Milliye bunun en büyük örneğidir.Bu vatansever örgütlenmesinin kollarından biride Çerkes Ethem ve Milislerinin kendilerine Kuvayy-ı Seyyare dedikleri koldur.Gerek kendileri harekatla gerek Ankara ile irtibat sonucu birçok isyanı bastırma zaferlerine sahip olmuşlardır.Önemli olaylardan, fikir edinebileceğimiz isyanları inceleyelim;

Anzavur Ahmet İsyanı

Merkezi otorite Ankara’da sağlanmaya çalışırken, en büyük sorun olarak düzenli ordunun kurulamamış olmasıydı.O dönemde otorite sağlanmaya çalışırken, merkeze baş kaldırmalar –isyanlar- çıkmaya başladı.Bunun ilki yine Çerkes olan Anzavur Ahmet isyanıdır.Bu isyanların bastırılmasında rolü Çerkes Ethem’ verilmiştir ve Ankara için koz olmuştur.
“Salihli komutanı Ethem Beyefendiye (10 Mart 1920) Biga civarında kuvvetlerimizi bozmayı başaran Anzavur melunu birkaç gün önce Gönen üzerine ilerleyerek Kaymakam Rahmi Bey alayını yenmiş… Esir ettiği subayları ve askerleri halife adına yemin ettiriyor. Sonra serbest bırakıyor. Böylelikle zihinleri karıştırıyor. Ve Kuvayi Milliye aleyhine tahrik ediyor. Durumu tehlikeli gören kolordu komutanlarımız Yusuf İzzet Paşa, Bandırma`dan çekilmiş, Anzavur ise Bandırma`ya girmiştir… Asilerin Balıkesir`i ellerine geçirmeleri, Yunanlılarla ilişki kurmalarına olanak sağlayacaktır ki, bunun ne kadar vahim bir sonuç doğuracağını tahmin edebilirsiniz… Bu yüzden bizzat ve herhalde kâfi bir kuvvetle ve süratle Balikesir`e hareket ediniz. 28. Tümen Komutanı Albay Kâzım Bey.
Kuvayi Seyyare komutanı Çerkes Ethem bu telgrafı aldıktan iki gün sonra Balikesir`e ulaşır. 9-10 saat süren bir yoğun çatışma sürecinden sonra Anzavur Ahmet`in kuvvetleri büyük bir bozguna uğrar. Anzavur kuvvetlerinin dağıtılmasından kısa bir süre sonra Genel Kurmay Başkanı İsmet İnönü ile Çerkes Ethem arasında şu telgraf konuşması geçer:
“İnönü: Merhaba Ethem Bey! Nasılsınız, iyisiniz inşallah. Gazanız mübarek olsun.
Ethem: Merhaba Efendim. Teşekkür ederim. Ben iyiyim. Siz nasılsınız?
İnönü: Genel durumumuz iyi değil. Mustafa Kemal Paşa ve Reşit Bey yanımdalar. Makine başındayız. Size genel durumu izah ederken bazı acı haberler de vereceğim.
Ethem: Söyleyiniz efendim. Acı da olsa gerçeği bilmek daha iyidir.
İsmet Bey: Sizinle şu görüşmeyi temin edebilmek için çok zorluğa uğradık. Bazı yerlerde şimendifer tellerinden yararlandık. Birçok yerle irtibatımız yoktur. Merkezde ise kuvvetimiz kalmadı… Bulunduğunuz yerde ikinci derecedeki işleri tümen komutanı Kâzım Bey`e bırakarak, Geyve Boğazı`nda Ali Fuat Paşa`nın yardımına koşmanızı rica ederiz.
Ethem: Yarın Geyve`ye hareket edeceğim.”
Çerkes, dediği gibi yapar. Geyve`ye ulaşır ulaşmaz hemen bir taarruz planı yapar.
Çerkes Ethem`in kuvvetleri ile İstanbul hükümetinin gücü olan Kuvva-yı İnzibatiye Kuvvetleri arasında, Geyve Boğazı`nin gerisinde şiddetli bir çatışma yaşanır. Kuvay-i Seyyare büyük bir başarı kazanır.Hemen ardından Düzce İsyanı başlamaktadır.

Düzce İsyanı

Düzce yöresinde İstanbul taraflı ayaklanma çıkar, Adapazarı’nda bulunan Çerkes Ethem ve milisleri Hendek üzerinden düzceye geçerek kısa süre içerisinde buradaki isyanı bastırır.Bu sıralarda Ankara`dan Ali Fuat Paşa imzalı Çerkes Ethem`e bir telgraf gönderildi.
Telgrafta, Çağanoğullarınında Yozgat bölgesinde ayaklandığı ve bastırılması gerektiği belirtiliyordu.
Çerkes Ethem Batı cephesindeki Yunan işgaline karşı mücadele vermeye gitmeyi planlıyordu, aldığı haberlere göre Yunanlıların, batı bölgesinde işgali hızlandırmak istediği yönündeydi.Reşit Bey’de duruma müdahale etmek kardeşini Yozgat’a yönlendirmek için Ankara’dan Adapazarı’na gelir ve Çerkes Ethem’i ikna eder.
Kuvayy-ı Seyyare birliğinin bir kısmını Salihli’ye gönderirken kendisi de Ankara’ya geçer.
Ethem Bey, Ankara’da Mustafa Kemal’in yüksek konuğudur ve iltifatlarla karşılandığı bilinmektedir.
Halide Edip Adıvar şöyle anlatır:
“Ethem Ankara`ya silahlı kuvvetleriyle girdiği zaman, sokaklar doldurulmuştu. Adamları arasında kadınlar da vardı. Ethem, büyük şevkle karşılandı. Mustafa Kemal Paşa otomobilini ona verdi. Bu, Ankara`da bulunan tek otomobildi. Ethem TBMM`e geldiği zaman coşkunlukla karşılandı[1].” Ethem bey TBMM girdiği anda tüm vekillerin ayağa kalkarak “Münci millet” “Milletin Kurtarıcısı diyerek ayakta alkışlamaları ve yoğun ilgi bazı kem gözlerin de oluşmasına neden olmuş bu durum geleceğe yatırım yapanların dikkatinden kaçmamıştı.
Konuk olarak Mustafa Kemal ağırladığı sıralarda görüşmelerde başlar. Durumu görüşmek üzere Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü Çerkes Ethem’le toplantı yaparlar.

İsmet İnönü açar: “Bizim, Yozgat dolaylarındaki ayaklanışı ne yazık ki kökünden söndürecek bir gücümüz kalmamıştır. Bu gerçeği acı da olsa aramızda açığa vurmalıyız.”[9] Ankara`da gerçekleşen bu toplantı ve tartışmaya ilişkin olarak, Çerkes Ethem, hatıralarında oldukça ayrıntılı bilgi verir:
“İsmet Bey: İstirahate olan ihtiyacınıza rağmen, ziyaretçiler üşüşmeden, mevcut önemli sorunlar hakkında lütfen görüşmelere başlayalım. Bilhassa malum olan şu isyan meselesi hakkında yolumuzu ve kararımızı tespit edelim ki, istirahati kalp ve sükûneti fikirle hem istiharatinizin teminine ve hem de diğer musahafemize sıra gelsin (….). Son istirhamımız üzerine, Eskişehirden cepheye sevkiyatınızın geri bıraktırılmasına dair emir vermeyi herhalde unutmamışsınızdır.”
Çerkes Ethem: Evet, cepheye olan asker sevkiyatımız zaten genel değil. Yozgat cihetine ilişkin düşüncenizi dikkate alarak kuvvetlerimin çoğunu Eskişehir`de tutuyorum. Zaten Ankara`yı ziyaret maksadım da daha çok, benim önemsiz gördüğüm ve sizin pek çok önem verdiğiniz Yozgat cihetindeki isyanın derecesini hakkıyla anlamak, sonra Yunan cephesine dair tehlike arz eden şüphelerimle mukayase ederek ona göre çok önemlisini tercih ederek, yahut mümkün mertebe her iki ciheti de ihmal etmeyerek hatasızca bir karar vermemiz içindir.
Fevzi Paşa: Biz hiç ihtimal vermeyiz ki, Yunan ordusunun ciddi bir taarruzu karşısında bulunmuş olalım. Eğer Yunanlıların öyle bir niyeti ve yeteneği olsaydı, bu taarruzu, 3 aydır devam eden iç ihtilallerimizin şiddetli geçen safhaları sırasında yapmaları lazım gelirdi.
İsmet Bey: Bununla beraber, biz cepheleri de ihmal etmek taraftarı değiliz. Asıl gaye ve amacımız, vatanı düşman ayağından temizlemektir. Yunan ordusu en tehlikelisidir. Bu böyle olmakla beraber, iç sorunlarda çok önemli bir esas teşkil eder. Bizim, Yozgat ve civarindaki isyani kökünden söndürmeye maalesef bir kuvvetimiz kalmamıştır.

Bu toplantı ile İsmet İnönü ve Çerkes Ethem’in ilk kez karşılaştığı bilinmektedir.

Yozgat isyanı ise karşı gelenlerin isyan sonrası Darağacına asıldığı bilinirken, Ergun Aybars İstiklal Mahkemeleri kitabında bastırılan isyandan sonra Yozgat bölgesinde bulunan halkın mallarına el konulduğu , evleri yakıldığı, ganimet olarak Çerkes Ethem’in yağmaladığını ve Ankara da yağmalanan malların satışa çıkarıldığını söylemektedir.

Alaşehir Kongresi (16 – 25 Ağustos 1919)`nde soldan sağa:
Demirci Mehmet Efe, Refet Bey (Bele), Çerkes Ethem Bey

Tartışmalarla Çerkez Ethem’i Anlamak

İttihatçı Ethem

12 Şubat 1919 İzmir Valisi Rahmi Bey’in oğlunu kaçırır ve 50.000 fidye ister.Bu olayı çok farklı ve subjektif görüşlere sahip olduğu bunları incelediğimizde söylemek mümkün.
Örnek:
Doğan Avcıoğlu Olayı, kendi değerlendirmesiyle İngiliz yanlısı olarak gösterir.İlgili metni
“Çerkezler ile Müslümanların en içten koruyucusu olan Büyük Britanya`ya manevi bağlılık ve saygı duygularını göstermeyi başaramayan Ethem Bey, İngilizlerin tutukladıkları valinin oğlunu kaçırarak İngilizlere saygı göstermektedir” (Milli Kurtuluş Tarihi , Cilt 2, sayfa 576)

Örnek2:
Cemal Şener de, Çerkez Ethem`in kaçırma olayını, Ethem’in İzmir’i müdafaa çabalarına ve İttihatçı düşmanı kesildiği o günlerin kişiselleştirdiği için kaçırdığını iddia etmektedir.
Aynı olayı Çerkes Ethem ise aşağıdaki gibi izah etmektedir ;
“Seyyah haldeki kuvvetlerimin iaşelerini kendi yöntemlerimle temin ederdim. Bir yerde kaldığımız zamanlarda İzmir`in Yunanlılar tarafından işgalinden önce Müdafa-i Hukuk ve işgalden sonra Reddi İlhak ve daha sonraları Müdafa-i Milliye Cemiyetleri vasıtasıyla askerlerimi beslerdim. Maaşlarını da bu cemiyetler vasıtasıyla verirdim. İşgalden önce Yunan tehlikesi belirdiği zaman İzmir Valisi Rahmi Bey`den elli bin lira, isyanları bastırma sırasında Adapazarı tüccarlarından Arapzade bilmem kimden, bir de Karacabey eşrafından birisinden beş bin lira almıştım. Cepheleri teşvik etmek, kuvvetlerimi tutmak, İtilaf Devletleri`nin işgalindeki Afyon ve Kütahya mühimmat depolarından gizlice cephane alabilmek için bana para lazım.” (Çerkes Ethem Anıları, Berfin Yayınları, sayfa 8)

Otoriteye Bağlı Hizmetkar Ethem Bey

Anadolu`ya geçen Rauf Orbay,  Çerkez Ethem`e Salihli civarında işgalin önünde barikat görevi görecek bir cephe oluşturma görevi verir. Doğan Avcıoğlu`na göre Çerkez Ethem, Salihli cephesini şöyle oluşturmuştur: `Ethem sekiz arkadaşıyla Salihli`yle gelir. Orada çetecilikle yetişmiş Dramalılardan bazıları ile birleşir. Balıkesir, Gönen, Kirmasti(Bugünkü adıyla Balıkesir`in ilçesi olan Mustafa Kemal Paşa), Bandırma ve Bursa`da sözünü geçirdiği Çerkezlere haber gönderip çağırır. Ve kuvvetlerine katar. İttihatçı diye İstanbul Hükümetince peşine düşüldüğünden Akhisar bölgesinde dolaşan Serenli Parti Pehlivan da Ethem`in hizmetine girer. Böylece güçlenen Ethem, kuvvetini arttırmak çabasındadır.` (Doğan Avcıoğlu Milli Kurtuluş Tarihi, cilt 3, sayfa 1117) Salihli cephesi ile, her geçen gün biraz daha genişleyen işgal cephesinin önüne önemli bir set çekildi ve o dönemde Amasya Tamimi, Erzurum ve Sivas Kongreleriyle uğraşan Mustafa Kemal ekibinin ciddi bir nefes almasını sağladı. Salihli cephesinin oluşumunun bir başka sonucu da Çerkez Ethem`in Ankara ekibi ile yol arkadaşlığının başlamış olması ve irtibatlar içerisine girmesidir.

İhanetin Senaryosu

Yozgat isyanı bastırılmıştı.Fırtınalı günlerin yaşandığı bu dönemde Mustafa Kemal düzenli orduyu kurmak istiyordu, Ethem ise ;
Çerkez Ethemi devlet içinde devlet haline getirmiştir.Çerkez Ethem lüzum gördüğü herşeyi kendisi yapıyor ve suçluları da kendi askeri mahkemesinde yargılayır astırıyordu.

Mustafa Kemal Paşanın düzenli ordu kuracağını ilan etmesiyle Çerkez Ethem İsmet İnönünün Eskişehirdeki karargahını büyük bir kuvvetle basar.

İsmet İnönü Çerkez Ethemi yatıştırarak geri gönderir ve durumdan haberdar olan Mustafa Kemal Paşa da Çerkez Etheme bir heyet yollar.Heyet ile Çerkez Ethemin görüşmesinden bir sonuç çıkmaz.Tam bu sırada Albay İsmet büyük bir kuvvetle Çerkez Etheme saldırır.
Bu sırada Çerkez Ethem isyanını fırsat bilen Yunan Komutanlığı, 6 Ocak 1921`de Bursa – Eskişehir ve Uşak – Afyon bölgelerinde ileri harekete geçti. Cephe Komutanlığı, durumun ciddiyetini görerek Ethem`e karşı Kütahya`da iki alaylı bir tümen ile bir süvari grubu bırakıp, geri kalan kuvvetleri süratle Batı Cephesine çekti ve İnönü`de mevziine girdi.

Mustafa Kemal Paşa, 27 aralık 1920`de Batı ve Güney Cephesi komutanlarına şu telgrafı çeker:

” Kuvayı Seyyare işinin artık barış yoluyla ve siyasetle çözümünün mümkün olamayacağı ispat olunmuş ve sorunun kuvvet zoruyla çözümlenmesi gereği ortaya çıkmıştır.Bunun son safhasını şimdiden Meclis`e bildirmeye ihtiyac yoktur.Başarıyla sonuçlandırırsak,Meclis`in yaptıklarımızı onaylayacağı kuşkusuzdur. ”

Çerkez Ethemin isyan ettiğine delil gösterilen telgraf ve TBMM zabıtları 29 aralık 1920 ye ait olmasına karşın, Etheme ilk taarruz iki gün önce başlatılmıştır.

Araştırmacı Yalçın Küçük`ün bu durumda ilgili tespiti çok ilginçtir.Küçük şunları diyor:

“Ethem isyan etmiyor.Her ne pahasına olursa olsun isyana zorlanıyor.Etheme karşı savaş Meclise haber verilmeden açılıyor.Başarı mutlak olarak gerekli görülüyor.”
“Şimdi, canını sadık bir Türk vatandaşı olarak ortaya koymuş,kendi askerlerine Çerkezce konuşmayı yasaklamış bu insana hain demek ne kadar doğrudur?” ( Yalçın Küçük, Türkiye Üzerine Tezler. )

•    Yunanlılarla iş birliği yaptığı söylenmektedir İlgili söylentiyede dayanak olarak ; 9 Ocak 1921

`Masum millet ve asker kardeşlerim…
Ankara Hükümeti rezilleşmektedir. 29 Aralık tarihinde gönderdiğim memleket ihtiyaçlarına ait telgrafımın gazetelerde yayınlanmasını isteyiniz.

Askerler şerre alet olmayacağız, ahirette mesuliyetinizden korkunuz.
Maziden intibah olarak her türlü felaketi ve vatanı kurtarmayı haris menfaatlerine kurban etmek isteyenlere karşı hakkınızı müdafaa ediniz. Şahsi ihtiraslara alet olmayınız.

Ey subay arkadaşlar; emir kulu olmaktan sarfınazar ediniz. Allah`ın kulu değilseniz, aksi halde geliyorum ha, son pişmanlık fayda vermez.`
Umumi Kuvvay-ı Milliyeti Komutanı Ethem
•    // Bu yazıyı yunan uçaklarından broşür  halinde gönderildiğide senaryolar arasındadır.

Bu senaryoda Çerkez Ethem anıları ile çakışmaktadır.
İlgili paragraf ;
“ Bazı kumandanlarının Garp Cephesi askerlerine karşı taarruz etmek taraftarı olmasına rağmen geri çekilmek suretiyle çarpışmaktan kaçındığını, Yunanlılara iltica etmek zorunda kaldığını, buna karşılık, kuvvetlerini Refet Bey`in tarafına geçebilmeleri için serbest bıraktığını söylemektedir.”
Kemal Paşanın 24 aralık 1920 tarihinde Celal Bayar’ı Ethem İsmet paşa sorununu çözmesi için eskişehir’e trenle oradan oto-drezin(küçük tren) ile kütahyaya geçecekti.
Durumu şöyle anlatıyor ;
“Arkadaşlar ayak üstü kısa bilgi verdiler: Çerkez Ethem olayı had safhada..İsmet paşa ile silahlı çatışma ha başladı ha başlayacak.Paşa çok üzgün.olayı –her iki tarafı kırmadan- bir yoluna koymak i,stiyor.Onun için beni, kılıç ali bey’i, Balıkesir mebusu Vehbi(bolak)bey’i , görevlendirmiş, ethemle konuşup olayları yoluna sokacağız!”
“heyeta alınanlar aşagı yukarı ethenşn şahıslarına saygı besledigi ve sözlerine kıymet verdigi kişiler denilebişlrdi.bende aralarındaydım”
Kütahyayı Ethem bizimle konuşmamak için terk etmiş.Bizde ethemin kurmayları arasındaki yetkililerle tartişiyorduk.
Ara bulmak, yatıştırmak mümkün degil görünüyordu. Bütün teklifleri reddettiler ve ethemin kurmayları bizi bir odaya kapattılar.
Biz geceyi odada geçirirken asker ve askeri malzeme seslerini dinledik.Besbelli ethemin orduları çekiliyordu.Sabah oldu.Dışarı çıkartmadılar.İçkili Parti pelvan içeri girdi
Bizden ne istiyor bu ismet bey?
Biz kardeşi kardeşi kırdırmayalım diye geri çekiliyor o üstümüze üstümüze geliyor. …”
Yine aynı satırlarda “ ethem’i kardeş belledik, canımız esirgemedik “(sf:66 bilinmeyen Atatürk, ismet bozdağ) sözleri geçmektedir.
(sf:64-65, ismet bozdağ bilinmeyen Atatürk)
Eski cumhurbaşkanlarımızdan Celal Bayar “Çerkez Ethem asi biri ama isyancı değil, Vatansever” Sözleriyle birçok şey çatışmaktadır.

Son Söz

( Kişisel Düşüncelerimdir, değerlendirmelerimle )

Günümüzde hala tartışılan bir konu olma sebeplerinden birincisi önemidir, ikincisi için kesin bir yargıya varılamamasıdır.Önemi ülkemizin kurtuluş savaşı zamanını aydınlattığı içindir.Kesin bir yargıya varılamama sebebi ise sonuçların ispatlanamaması/belgelendirilememesidir.

Aydınlatılması gereken noktalar karanlıkta kalmış, tarih beklide bir kahramanı yutuyor.
Kimsede Niye? Ne sebeple ? Sorularını soramıyor.Sorduğunuz takdirde ise cevap alamıyorsunuz.Başarılarıyla övülen, “Ethem Bey”  diye saygı duyulup adına marşlar yazılan vatansevmiş(hain damgası vurulsa bile hizmetleri unutulamaz) bir insanın nedensizce gölgelere itilmesi objektif olma çabasındaki tarihçileri sıkıntıya düşürüyor.
Bunlardan biride benim.Yaptığım araştırmalar, analizler sonucunda vardığım hükümlerden sonra yargılarımı beğenmeyenler, “Subjektif değerlendirmiş” imasıyla göz ardı etmeye çalışabilirler.
Çerkez Ethem ( hain damgası vurulduktan sonra tabiri böyle yapılmıştır ) asi olabilir ama Vatanseverdir kanaatine vardım.
Durumu açıklayabildiğim kaynaklar,C. Bayar ve Türevleri resmi kaynaklardan ibarettir.Bu kaynaklara Yazarları dahil edemiyorum maalesef ne kadar çaba sarf ederse etsinler kaynaklarında yaptıkları aktarımlarda  ( tabiri caizse işlerine gelen ) ilgilendikleri metinleri yorumluyorlar.Olaya geniş ve bütün olarak bakan yazar pek yok.
Olayın bütününü ele alanlar ve Nesnel olanlar ise zaten kararsız kalmışlardır (bknz. Çerkez Ethem olayı, Cemal Şener)
Çünkü yeteri kadar araştırma alanı mevcut değil bu konuda en azından hayati önem taşıyan noktalar gizlenmektedir.Bunlara örnek olarak, Ethem’in hain ilan edildiği Senaryolardan birinde TBMM’ye ağır dolu sözler sarf eden telgraf yazması olarak geçiyor.İncelemeleri yaptığımızda aşağı yukarı İnönü İle Ethem’in sıkıntılı olduğu dönemlerde bu pek olağan.Mektubu okuyan Mustafa Kemal.Ardından birkaç günlük süre zarfından sonra Ethem Bey – Çerkez Ethem oluyordu, TBMM hain ilan ediyordu. Zabıtlara ise “Telgraf okundu” olarak geçen tarihi önem taşıyan notların açığa hala kavuşturulamamakta yada kavuşturulmamaktadır.Yunus Nadi’ Çerkez Ethem inden bahsettiği ( Çerkez Ethem Kuvvetlerinin İhaneti ) kitabında telgrafı broşür olarak yayınladığı söylenmektedir broşürün yazısı sözlerde, dillerde, Rivayetlerde var kendisi elde mevcut değil buda ilginç bir noktadır.
Yetersiz kaynaklara rağmen gerek ideolojik amaçlarla gerek nacizane saf çabalarla bu olay aydınlatmaya çalışılmış lakin senaryolar çürümekten öte gidememiştir.

Çerkez  Ethem hain değildir diyorum.Çünkü ;
Girdiği savaşlar, üstlendiği sorumluluklar, düştüğü durumları değerlendirdiğimizde gayet değerli bir tarih kişiliği imajı ortaya çıkıyor.Ama karakteri lider olmaya müsait değildi, Stratejist değil gücünü kullanan birisiydi.Bu çıkarımları yakın dostlarının sözlerine bakarak yapmak mümkün.
Dönemin Ankara’ hükümeti ile bir birliktelik içerisinde iken hazmedilemeyecek noktaların dile getirilmesi sakıncalı değildir.Ama olayların hainlik boyuta getirilmesindeki en büyük sorun meselelerin kişiselleştirilmesidir.
Hataları varsa, yargılayıp cezalandırabilirsin.Ama bir insanı hain damgasını vurmak kolay olamaz.Özelliklede vatansever  yaşam süren birine yakıştırmak zor.
Çerkez Ethem’i tarihin tozlu rafından çıkarıp kahraman yapacak değilim, yapılamazda.Hain ilan edenlerin haklı oldukları yanlarda vardır tabiî ki.
O şartlarda Ethemin hain ilan edilişinden sonra hastalanması, askerlerinin çoğunun düzenli orduya katılması, Ethemin ise Yunanlılara sığınması gibi olaydan söz edilmektedir.Bunu değerlendirdiğimizde mantıklı gelmemekle beraber ethem’in anılarına göz attığımızda tedavi için Berlin’e gittiğini iddia etmektedir.Birlikte gittiği arkadaşları tarafından da bu onaylanmaktadır.
Ama yunanlılara sığındı iddiasını kuvvetlendiren kozlardan biride yunan uçaklarının Ethem adına broşürleri batı cephesinde dağıtmasıdır.Bunu herkes Ethem yunanlılarla işbirliği yapıyor diye algılarken bunu sorgulayıp yunanlılar Ethem i kullanmış olabilirler mi sorusu ise akıllara gelmemektedir.İç sorun gibi görünsede Yunanlılar tarafından hükümlerimizin takip edildiğini anlamak zor değil , Garp Cephesi komutanı Albay ismet İnönü Çerkez ethem’in üstüne gittiği dönemde Çekez ethem’in yunanlılarla mücadeleye girdikleride resmi kaynaklarca doğrulanmaktadır.
Tarihimizi sorgulamamız gerekiyorsa bunu tam manasıyla yapmalıyız.Bir noktayı varsayıp, ordan çıkarımlarla üstüne birikimler yapmak mümkün olamaz.Eğer eksikler varsa ortaya çıkarılmalı, tekrar sorgulanmalıdır.

Asırlarca öncesine hitap eden bir millet olmanın en zor yanı bu olsa gerek.Tarihimizi tam manasıyla bilemememiz ve tarihimizi aydınlatacak kaynakların sayısı yeteri kadar olamamasıdır.

Mustafa YALÇIN
EK


Google ile gelen arama sonuçları:

  • erkez ethem hain miydi
  • çerkez ethem kuvvetlerinin ihaneti
  • çerkez ethem hainmidir
  • çerkez etem ihanet planı
  • erkes bey slaleleri
  • çerkezce şapsığ - googleda ara
  • erkez ethem
  • davut oglu cerkes etem hakknda konumas
  • çerkez ethem kahraman
  • çarlık ethem isyani

One thought on “Çerkes Ethem hain miydi kahraman mı ?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir